8 Nisan 2012 Pazar





Kaçılın! İstanbul'u Kazanan var!

Ne güzel şehir değil mi İstanbul City! Binlerce insanın yürüdüğü İstiklal Caddesi,  Onlarca Eşsiz Mimari güzellikteki camiyle dolu Eminönü civarları, Saraylar, Kız kulesi, Üsküdar, Beşiktaş ve daha nicesi… Çok seviyorum ben de bu şehri. Ama severken hep aynı şeyleri yapmamız gerekmiyor değil mi? Hep aynı muhabbetleri, Hep aynı hareketleri… Yok, canım ne alaka İstanbul 7/24 uyumayan capcanlı bir şehir diyeceksiniz biliyorum. Kurtulun o at gözlüklerinden, Hadi gelin sizi gerçeklerle tanıştırayım! İstanbul’daki bazı klişelerle…
Ve şimdi karşınızda en tehlikeli klişelerden biri… Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavıyla İstanbul’da Üniversite kazanan insan modeli. (Bu arada İstanbul dışından kazanan insanları kastediyorum.) Zaten Facebook’da o Yerleştirme sonuçlarının açıklandığı gün gerekli duyurular yapılmıştır.
Çılgın Bir Nidayla:
“ İstanbul Teknik Üniversitesiiiiii İnşaaaaaattt abiğğğ istanbullllllllluyuz artıkkk!!!!! @tevfikzıkkım @nalanhalan”
Ya da Havalı bir iletiyle,
“Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği B-)”
Ya da akademik odağı olmadan,
“Bekle beni İstanbullllllllllllllllllll!”
Bir şekilde İstanbul’a gidileceği belirtilip, yeterli miktarda hava atılmıştır anlayacağınız! Gene klişeler İstanbul’la devam eder.  Hatta Facebook’da işin içindedir. Albüm Çılgınlığı!
Evet, her Üniversiteli “İstanbul” diye albüm yapmıştır artık. Hatta bazısı gitmeden bile yapmış olabilir. Olsun yapsınlar çok güzel bir şey, çok seviyorum ben bu albümleri, eğlenceli oluyor. Ben de yapmıştım zamanında. Ama biraz farklı olsak daha güzel olur sanki.

Peki Bu albüm neyi kapsar? “İşte Ortaköy Camisi ve Boğaz köprüsü kompozisyonunu, Beşiktaş’ı, Taksim’i, Eminönü’yü…  Kısacası bildiğimiz saydığımız tarihi mekânlar bulunur. Genelde memleketten arkadaşlarla buluşulmuştur ve onların yardımıyla bu fotoğraflar çekilmiştir.  İmece  vardır yani işin içinde. İlerleyen zamanlarda bu albüm biraz daha büyümeye başlar. Memleketten arkadaşlarla çılgınca eğlenilip, Taksim’de delicesine sarhoş olunduğu gösterilmelidir. Bu yüzden bu tarz fotoğraflar konulmaya başlanır.  Özgürlüğün verdiği o özgüvenle profil fotoğrafları yavaşça,” Alkol içerken” konseptli fotoğraflara dönüşür. “Bakın ben büyüdüm.” Mesajı başarılıyla verilmiştir.
“Özgürüm,İstanbul’dayım, Üniversiteliyim.”   Heyt  Yavrum benim be!

İkinci aşama memleketten arkadaşlarla olan bağın yavaşça kopmasıdır. Artık İstanbul’da yeni arkadaşlar edinilmeye, yeni geyiklere gülünmeye, yeni tiplerden hoşlanılmaya başlanmıştır.  Ve tehlikeli soru sorulur;

“Hadi dersten sonra Bebek’e gidelim!”
 Kalabalık, birbirleriyle çok samimi olmayan bu arkadaş grubu, Beşiktaş aktarmalı ya da direk Etiler’den inmeli bir şekilde Bebek’e varır. Hemen gözlerde parlayan ateş BEBEK Sturbucks olur.  Bazıları ilk defa tanışmıştır bu kahveciyle bu yüzden bilen bir arkadaşından yardım alır. Bazısı da tüm havasıyla “Grande White mocha çaklıt” siparişini verir. Siparişini söyleme hızıyla ortamdaki dikkatleri üstüne çeker ve günün yıldızı olur. Kralsın. Kralım.  Mocha Kralı.

 Denizin dibinde bir yer bulunduktan sonra en klişe muhabbet başlar. Ah benim de şu yatım olsaydı da bilmem ne de. Ne kadar olum bu yatlar acaba. Vay be bizim de olacak mı? Falan filan.
Ortamda muhabbet dönmemeye başlayınca, cılız bir sesten:

Haydi arkadaşlar hava çok güzel biraz yürüyelim boğaz havası alalım teklifi çıkar. Bu da aslında yeni bir klişeye davettir. Boğazın Kenarındaki evlerden birini sahip olma isteği, Herhangi birisi kiralıksa “Ne kadardır acaba?” sorusu, Şakacı bir tavırla kiralık evin numarasının aranması, Bu da hayat mı be nidalarının yükselmesi, hep bu aşamada gerçekleşir. Gerçekten hepimizin beyni bu yönde mi çalışmak zorunda? Pahalı bir şeyin hayalini kurmaktan bahsediyorum… İlginçtir özenilen şeyler nedense hep aynı oluyor bu noktada.
Geri dönüş yolunda, önünden geçilen ABBAS Waffle karşısında, Ortamdaki bayan arkadaşların, “Off bu kaç kaloriiii sen biliyomusunn, acaba yesem mi?” haykırışlarıyla, grup olarak waffle yenir. Evlere dağılınır. Ortamda çekilen fotoğraflar “İstanbul” Albümünün devamı olarak kullanılır. Albüm üzerindeki fotoğraflara,  o günkü birkaç geyik üzerinden, yorumlar yapılır. Çok eğleniyoruz ve komiğiz mesajı tekrar vurgulanır.
işte ilk İstanbul günleri’de hep bunlara sahne olur.

Biraz değişmenin vakti geldi mi?

Ben Emirgan’ı daha çok severim mesela artık oraya gelsin, yeni İstanbul’lu üniversiteliler. Ya da gelmesinler. Bilemedim bence siz karar verin =)


Anıl Birkan
8.04.2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder