![]() |
Kaçılın! İstanbul'u Kazanan var!
Ne güzel şehir değil mi İstanbul City! Binlerce insanın yürüdüğü İstiklal Caddesi, Onlarca Eşsiz Mimari güzellikteki camiyle dolu Eminönü civarları, Saraylar, Kız kulesi, Üsküdar, Beşiktaş ve daha nicesi… Çok seviyorum ben de bu şehri. Ama severken hep aynı şeyleri yapmamız gerekmiyor değil mi? Hep aynı muhabbetleri, Hep aynı hareketleri… Yok, canım ne alaka İstanbul 7/24 uyumayan capcanlı bir şehir diyeceksiniz biliyorum. Kurtulun o at gözlüklerinden, Hadi gelin sizi gerçeklerle tanıştırayım! İstanbul’daki bazı klişelerle…
Ve şimdi karşınızda en tehlikeli klişelerden biri… Öğrenci
Seçme ve Yerleştirme Sınavıyla İstanbul’da Üniversite kazanan insan modeli. (Bu
arada İstanbul dışından kazanan insanları kastediyorum.) Zaten Facebook’da o
Yerleştirme sonuçlarının açıklandığı gün gerekli duyurular yapılmıştır.
Çılgın Bir Nidayla:
“ İstanbul Teknik
Üniversitesiiiiii İnşaaaaaattt abiğğğ istanbullllllllluyuz artıkkk!!!!!
@tevfikzıkkım @nalanhalan”
Ya da Havalı bir iletiyle,
Ya da akademik odağı olmadan,
“Bekle beni
İstanbullllllllllllllllllll!”
Bir şekilde İstanbul’a gidileceği belirtilip, yeterli
miktarda hava atılmıştır anlayacağınız! Gene klişeler İstanbul’la devam
eder. Hatta Facebook’da işin içindedir.
Albüm Çılgınlığı!
Evet, her Üniversiteli “İstanbul”
diye albüm yapmıştır artık. Hatta bazısı gitmeden bile yapmış olabilir. Olsun
yapsınlar çok güzel bir şey, çok seviyorum ben bu albümleri, eğlenceli oluyor.
Ben de yapmıştım zamanında. Ama biraz farklı olsak daha güzel olur sanki.
Peki Bu albüm neyi kapsar? “İşte Ortaköy Camisi ve Boğaz köprüsü kompozisyonunu, Beşiktaş’ı, Taksim’i, Eminönü’yü… Kısacası bildiğimiz saydığımız tarihi mekânlar bulunur. Genelde memleketten arkadaşlarla buluşulmuştur ve onların yardımıyla bu fotoğraflar çekilmiştir. İmece vardır yani işin içinde. İlerleyen zamanlarda bu albüm biraz daha büyümeye başlar. Memleketten arkadaşlarla çılgınca eğlenilip, Taksim’de delicesine sarhoş olunduğu gösterilmelidir. Bu yüzden bu tarz fotoğraflar konulmaya başlanır. Özgürlüğün verdiği o özgüvenle profil fotoğrafları yavaşça,” Alkol içerken” konseptli fotoğraflara dönüşür. “Bakın ben büyüdüm.” Mesajı başarılıyla verilmiştir.
“Özgürüm,İstanbul’dayım,
Üniversiteliyim.” Heyt Yavrum benim be!
“Hadi dersten sonra Bebek’e gidelim!”
Kalabalık,
birbirleriyle çok samimi olmayan bu arkadaş grubu, Beşiktaş aktarmalı ya da
direk Etiler’den inmeli bir şekilde Bebek’e varır. Hemen gözlerde parlayan ateş
BEBEK Sturbucks olur. Bazıları ilk defa tanışmıştır bu kahveciyle
bu yüzden bilen bir arkadaşından yardım alır. Bazısı da tüm havasıyla “Grande White mocha çaklıt” siparişini
verir. Siparişini söyleme hızıyla ortamdaki dikkatleri üstüne çeker ve günün
yıldızı olur. Kralsın. Kralım. Mocha
Kralı.
Denizin dibinde bir
yer bulunduktan sonra en klişe muhabbet başlar. Ah benim de şu yatım olsaydı da
bilmem ne de. Ne kadar olum bu yatlar acaba. Vay be bizim de olacak mı? Falan
filan.
Ortamda muhabbet dönmemeye başlayınca, cılız bir sesten:
Haydi arkadaşlar hava çok güzel biraz yürüyelim boğaz havası alalım teklifi çıkar. Bu da aslında yeni bir klişeye davettir. Boğazın Kenarındaki evlerden birini sahip olma isteği, Herhangi birisi kiralıksa “Ne kadardır acaba?” sorusu, Şakacı bir tavırla kiralık evin numarasının aranması, Bu da hayat mı be nidalarının yükselmesi, hep bu aşamada gerçekleşir. Gerçekten hepimizin beyni bu yönde mi çalışmak zorunda? Pahalı bir şeyin hayalini kurmaktan bahsediyorum… İlginçtir özenilen şeyler nedense hep aynı oluyor bu noktada.
Haydi arkadaşlar hava çok güzel biraz yürüyelim boğaz havası alalım teklifi çıkar. Bu da aslında yeni bir klişeye davettir. Boğazın Kenarındaki evlerden birini sahip olma isteği, Herhangi birisi kiralıksa “Ne kadardır acaba?” sorusu, Şakacı bir tavırla kiralık evin numarasının aranması, Bu da hayat mı be nidalarının yükselmesi, hep bu aşamada gerçekleşir. Gerçekten hepimizin beyni bu yönde mi çalışmak zorunda? Pahalı bir şeyin hayalini kurmaktan bahsediyorum… İlginçtir özenilen şeyler nedense hep aynı oluyor bu noktada.
Geri dönüş yolunda, önünden geçilen ABBAS Waffle karşısında,
Ortamdaki bayan arkadaşların, “Off bu
kaç kaloriiii sen biliyomusunn, acaba yesem mi?” haykırışlarıyla, grup
olarak waffle yenir. Evlere dağılınır. Ortamda çekilen fotoğraflar “İstanbul” Albümünün devamı olarak
kullanılır. Albüm üzerindeki fotoğraflara,
o günkü birkaç geyik üzerinden, yorumlar yapılır. Çok eğleniyoruz ve
komiğiz mesajı tekrar vurgulanır.
işte ilk İstanbul günleri’de hep bunlara sahne olur.
Biraz değişmenin vakti geldi mi?
Ben Emirgan’ı daha çok severim mesela artık oraya gelsin, yeni İstanbul’lu üniversiteliler. Ya da gelmesinler. Bilemedim bence siz karar verin =)
Anıl Birkan
8.04.2012
Biraz değişmenin vakti geldi mi?
Ben Emirgan’ı daha çok severim mesela artık oraya gelsin, yeni İstanbul’lu üniversiteliler. Ya da gelmesinler. Bilemedim bence siz karar verin =)
Anıl Birkan
8.04.2012



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder