Otobüs, tren, vapur, yolculuk, uzun yol, zordur hani... Sıkıntıdan patlayacak gibi olursun, hatta patladığın olur bir ara ama toparlarsın hemen kendini, efendime söyleyeyim bir sigara yakar bazısı molada, kimisi bir yürür filan bacak egzersizleri yapar, kimisi açar pencereyi derin derin içine çeker temiz havayı, sakinleştirir kendini. Anlayacağınız hep bir yöntem vardır temelde. Ama şimdi size anlatacağım çok daha farklı, çok daha zor, çok daha derin bir yolculuk…
“Yahu 2 saatlik yol keh keh ne var ki yani kih kih.” Demeyin vallahi zor zanaat uçak yolculuğu, genel olarak check-in olaylarından filan bahsetmiyorum yolculuğun kendisinden bahsediyorum. Şımarıklık filan değil yaptığım. İyi ki de var uçaklar, tanrıya şükrediyorum amma velakin, insan özüne dönüyor bu uçak macerasında. Şimdi diyelim 2 saatlik bir uçak yolculuğu düşünelim. Uyumak olmaz tabi. Koltuk koşulları, darlık, sıkışıklık, bedensel özellikler zaten işi zorlaştırıyor. Bir de üstüne dünyanın en gereksiz şeylerini satmak için sürekli yapılan hostes anonsları, uyumayı imkânsız kılıyor. Onun için siz koltuğunuzu dik masalarınızı kapalı konuma getirip bu ihtimali güzelce unutun!
Ortam zaten dar, sıkışık… Elektronik eşyalara adamak üzereyken ruhunu, zaten yarım saat kalkış yarım saat iniş kullanamıyorsun, güzelim aletleri. Kullanmaya kalksan hemen bir hostes gelir. Bir artistlik bir kaş kaldırma hareketleriyle, “ Beyefendi uçuş güvenliği için lütfen şeyinizi kapatabilir misiniz? “ der. Hayır, da diyemezsin 40 yaş üstü çılgın her an kaza olabileceğine inanan teyzeler 4 bir taraftan gerilim kedisi bakışları atar patlamaya hazır bomba gibi. “Turn it off “ dedik bitti gitti.
Diğer ihtimallere bakalım diyorsun ve ilgilenecek başka şeyler bulmaya çalışıyorsun. Ha mesela dışarıya izlemek iyi olur gibisinden içinden geçiriyorsun. Ama maalesef otobüs ve tren yolculuklarının en iyi zaman geçirme yöntemi olan bu tatlı olay uçak da pek bir işlevsiz. Zaten daracık pencere daha da bir için darlanıyor. Bulutların üstündesin işte o kadar hani bakacak bir şey de yok. Geçip giden bir şey de olmuyor öyle yanından. Bitişiğindeki meraklı insan muhabbet kuşu hareketleri yaparak dışarıda olanları izlemeye çalışır. Ha bak işte o eğlenceli oluyor, muhabbet kuşu taklidi yapan insan doğal bir şekilde nereden bulacaksın, bak bak eğlen. Neyse işte, işin şakası bu… Asıl olay pencere yöntemimizi kaybetmemiz… Artık yolculuk için her şey biraz daha zor!
Ve işte son şansımız…
Kendini okumaya teşvik etmek. İnanır mısınız okur yazar bir insanımdır ama Uçağın içinden midir, ortamdan mıdır, nasıl bir psikolojidendir bilemiyorum ama okunmuyor ki kitap uçakta! Çok havalı bir şekilde kitap okumaya çalışan insanları da kontrol edin, en fazla 10 dakika dayanabiliyorlar. Çünkü zaman geçirmeye yönelik okuyorsun kitabı, Zevk için değil ki… Zevk için olsa açar okursun saatlerce elinde kahveyle. Ama yok işte, havadasın ya yoğunlaşılan şey yolculuğun hemen bitmesi, yeni bir sanat akımı, yeni bir bilgi filan, fasa fiso olmuyor yani!
Ha bir de her uçak şirketinin her telden okuyucuya hitap edebileceği karışık dergileri var. Okuyacak bir şey yok zaten kendisinde. Kocaman sayfanın yarısı resim, Çeyreği yazı, Geriye kalan çeyreği de bir önce ki çeyreğin İngilizcesi. Ne kadar çok çeyrek dedim değil mi? Her neyse işte zaman geçirtiyor bu dergi birazcık insana ancak, bu uçak yolculuğu süresini kapsamıyor. Herkes bunları, Uçuş sırasında her hangi bir sorun olursa ölmeden önce yapmamız gereken şeylerin anlatıldığı kısımda okuyup bitirdiği için, yolculuğa bir şey kalmıyor.
Ha bir de her uçak şirketinin her telden okuyucuya hitap edebileceği karışık dergileri var. Okuyacak bir şey yok zaten kendisinde. Kocaman sayfanın yarısı resim, Çeyreği yazı, Geriye kalan çeyreği de bir önce ki çeyreğin İngilizcesi. Ne kadar çok çeyrek dedim değil mi? Her neyse işte zaman geçirtiyor bu dergi birazcık insana ancak, bu uçak yolculuğu süresini kapsamıyor. Herkes bunları, Uçuş sırasında her hangi bir sorun olursa ölmeden önce yapmamız gereken şeylerin anlatıldığı kısımda okuyup bitirdiği için, yolculuğa bir şey kalmıyor.
Böyle işte, sonrasında özünüze dönmeye karar veriyorsunuz… Geçmişteki entrikalar, ihanetler mutluluklar, A kişisine söyleyemedikleriniz, B Kişisine söyledikleriniz ve daha nicesi artık sizinle. Benden bu kadar, kurtaramam sizi bu durumdan. Hatta ben de özüme dönüyorum. Döndüm bile!
*Bu yazıyı oturdum uçak da yazdım, özüme dönmeden iyi vakit geçirdim. Mutluyum, huzurluyum.
*Bu yazıyı oturdum uçak da yazdım, özüme dönmeden iyi vakit geçirdim. Mutluyum, huzurluyum.
Anıl Birkan
01.04.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder